Hastanede çalıştığım o yoğun dönemde hayatımın en beklenmedik ve en ateşli macerasını yaşadım. Ben, 34 yaşında, hastanenin acil servisinde doktor olarak görev yapan biriydim. Uzun nöbetler, stres ve yorgunlukla geçen günlerimden biriydi. O akşam acile gelen hasta grubu arasında Selma Hanım dikkatimi çekti. 52 yaşında, olgun, bakımlı, dolgun vücutlu, kumral saçlarında hafif kırlar olan, iri kahverengi gözleri ve hâlâ çok çekici hatlara sahip bir kadındı. Hafif bir kalp çarpıntısı şikayetiyle gelmişti. Muayene sırasında bakışlarımız sık sık kesişti. Gülümsemesi, sesinin o yumuşak ve olgun tonu içimi garip bir şekilde ısıttı.
Muayene bitince “Endişelenecek bir şey yok, sadece stres kaynaklı,” dedim. O da rahatladı ve “Teşekkür ederim doktor, siz olmasanız panik olacaktım,” diye cevap verdi. Ertesi gün kontrole geldiğinde sohbet uzadı. Dul olduğunu, çocuklarının başka şehirde yaşadığını, biraz yalnızlık çektiğini anlattı. Ben de nöbet arasında ona kahve ikram ettim. Konuşurken eline hafifçe dokundum, o da çekmedi. Yaş farkına rağmen aramızda güçlü bir çekim vardı. Selma Hanım’ın dolgun göğüsleri, kalın kalçaları ve hâlâ diri duran vücudu dikkatimi dağıtıyordu.
Üçüncü görüşmemizde işler hızlandı. Gece nöbetinde sessiz bir koridorda karşılaştık. “Doktor bey, odama gelebilir misiniz? Bir şey danışacağım,” dedi. Özel odaya girdik. Kapıyı kapatır kapatmaz aramızdaki gerilim patladı. Beni yakasından tuttu ve öptü. 52 yaşındaki o olgun dudaklar inanılmaz yumuşak ve tecrübeliydi. Öpüşmemiz derinleşti, dillerimiz birbirine dolandı. Elleri sırtımda dolaşıyor, ben de belini kavrıyor, kalçalarını avuçluyordum. “Çok uzun zamandır böyle hissetmemiştim,” diye fısıldadı kulağıma. Ben de “Sen inanılmaz çekicisin Selma,” dedim.
Üstündeki bluzu çıkardım. Dolgun, ağır göğüsleri sutyenden kurtulunca dışarı taştı. Meme uçları koyu pembe ve sertti. Önce avuçlarımda yoğurdum, sıktım, sonra ağzıma aldım. Uzun uzun emdim, dilimle daireler çizdim, hafifçe ısırdım. Selma Hanım inliyor, parmaklarını saçlarımın arasına sokuyordu: “Ahh… Evet doktor… Orası çok hassas.” Elleri pantolonuma indi, sikimi avuçladı. “Ne kadar sertsin,” diye mırıldandı. Dizlerinin üzerine çöktü, tecrübeli ağzıyla yalamaya başladı. Dili başımın etrafında dönüyor, damarları takip ediyor, derinlere alıyordu. 52 yaşındaki o olgun kadın inanılmaz ustaydı. Boğazına kadar indirip emiyor, gözlerimin içine bakıyordu.
Dayanamayıp onu yatağa yatırdım. Eteğini sıyırdım, külodunu çıkardım. Amı yaşına rağmen hâlâ sıkı ve ıslaktı. Bolca sulanmıştı. Dilimi klitorisinde gezdirdim, emdim, yaladım. Parmaklarımı içine sokup G noktasını buldum. Selma Hanım kalçalarını kaldırıyor, “Dilini daha derine sok… Lütfen!” diye yalvarıyordu. Orgazmı geldiğinde bedeni kasıldı, yüksek sesle inledi, amından sular aktı. İlkini hemen ikinci takip etti.
Üstüne çıktım. Bacaklarını araladım ve yavaşça girdim. Sıcacık, ıslak ve saran bir histi. “Çok kalınsın… Doldur beni,” diye inliyordu. Ritmimi yavaş başlattım, derin darbelerle ilerledim. Göğüsleri her vuruşta dalgalanıyordu. Öpüşüyorduk sürekli, dilleri birbirine kenetleniyordu. Hızlandım, sertleşti. Kalçalarını tutup daha güçlü vuruyordum. Yaş farkı, hastane ortamı, gizlilik her şeyi daha tahrik edici kılıyordu. Selma Hanım tırnaklarını sırtıma geçiriyor, “Daha sert… Yaşlı amımı parçala!” diye fısıldıyordu. Boşalmak üzereyken içinden çıktım, göğüslerine boşaldım. O da son orgazmını yaşadı.
O gece hastanede gizlice seviştik. Sabah ayrılırken “Tekrar görüşelim,” dedi. Aramızdaki ilişki böyle başladı. Selma Hanım haftada birkaç kez hastaneye kontrole geliyor gibi yapıyordu. Boş odalarda, nöbet sonrası odamda, hatta bir seferinde arka bahçedeki boş bir serviste buluştuk.
Bir akşam geç saatte boş bir hasta odasına girdik. Kapıyı kilitledik. Bu sefer daha uzun sürdü. Önce uzun uzun öpüştük. Elleriyle sikimi sıvazlıyor, ben de göğüslerini emiyordum. Sonra 69 pozisyonuna geçtik. O tecrübeli ağzıyla sikimi yalarken ben de amını ve göt deliğini yalıyordum. Parmağımı arkasına soktum, o da zevkten deliriyordu. “Hiç kimse bana bunu yapmamıştı,” diye inliyordu.
Sonra domalttım. Arkadan girdim, kalçalarını tokatlıyordum. Her vuruşta o dolgun kalçalar dalgalanıyordu. Saçlarını hafifçe çekiyor, ritmi hızlandırıyordum. “52 yaşıma rağmen beni böyle sikmen… Harika,” diye mırıldanıyordu. Pozisyon değiştirdik, bacaklarını omuzlarıma aldım. Derinlere girip çıkarken göz göze bakıyorduk. Göğüsleri sallanıyor, terli bedenlerimiz birbirine çarpıyordu. İkimiz de aynı anda boşaldık. İçine boşalırken amı sikimi sıkıca sardı.
Başka bir sefer nöbet odamda sabaha kadar seviştik. Duşta ayakta aldım onu. Sıcak su altında sırtını duvara yasladım, bacağını belime doladım ve sertçe pompaladım. Selma Hanım boynumu ısırıyor, “Genç sikin beni yeniden canlandırıyor,” diyordu. Mutfak gibi kullanılan küçük bir odada tezgâha yaslayıp arkadan girdim. Hastane sessizliğinde sadece çarpma sesleri ve inlemeler duyuluyordu.
Selma ile ilişki sadece seks değildi. Sohbetlerimiz derinleşti. Yalnızlığını, geçmişini anlatıyordu. Ben de ona dertlerimi açıyordum. Ama bedenlerimiz her buluşmada açlıkla birleşiyordu. Olgun vücudunun her kıvrımını ezberledim: ağır göğüsleri, yumuşak karnı, kalın kalçaları, hâlâ sıkı amı. Her seferinde yeni bir şey deniyorduk. Bir gece gözlerini bağladım, vücuduna buz küpleri gezdirdim, sonra dilimle erittim. Orgazmları üst üste geldi.
Hastane maceramız aylarca sürdü. Gizli buluşmalar, riskli anlar, yoğun zevkler… Selma Hanım 52 yaşında olmasına rağmen enerjisi ve tecrübesiyle beni şaşırtıyordu. Yaş farkı her şeyi daha yasak ve tahrik edici kılıyordu. Bir akşam yine boş bir odada buluştuk. Uzun uzun öpüştük, soyunduk. Beni sırtüstü yatırdı, üstüme oturdu. Kalçalarını indirip kaldırırken göğüsleri yüzümde zıplıyordu. Elleriyle kendi klitorisini ovuşturuyordu. “İçimi doldur genç doktor,” diye inliyordu. Ritmimiz vahşileşti. Sonunda ikimiz de titreyerek boşaldık.
O günden beri her nöbet öncesi onu düşünerek azıyorum. Selma ile hastanede başlayan bu ateşli ilişki devam ediyor. Tekrar görüşeceğimiz anı iple çekiyorum. Çünkü o olgun vücudu, tecrübeli dokunuşları ve yüksek sesli inlemeleriyle beni her seferinde uçuruyor. Hastane koridorlarında gizlice öpüşmeler, boş odalarda saatlerce süren sevişmeler… Bunlar hayatımın en azdıran anıları oldu.