Komşunun Karısı – Gece Yarısı Kapı Çaldığında
Adım Can. 34 yaşındayım. Kartal’da, denize yakın eski bir apartmanda oturuyorum. Alt katımda Ebru ve kocası oturuyor. Ebru 29 yaşında, uzun boylu, dolgun kalçalı, ince belli, koyu saçlı bir kadın. Her sabah işe giderken merdivenlerde karşılaşıyoruz. Selamlaşıyoruz. Bazen asansörde kalıyoruz. O zaman bakışları bir saniye fazla uzuyor. Ben de onun göğüslerinin tişörtünü nasıl gerdiğine, kalçalarının pantolona nasıl oturduğuna bakıyorum. Hiçbir şey olmuyor. Sadece o bakışlar.
O gece her şey değişti.
Saat gece ikiyi geçiyordu. Dışarıda yağmur yağıyordu. Kapım çalındı. Kapı deliğinden baktım. Ebru duruyordu. Saçları ıslak, tişörtü vücuduna yapışmış, sutyensiz. Göğüslerinin uçları kumaştan belli oluyordu. Gözleri kızarmıştı.
“Can… Üzgünüm. Anahtarımı unuttum. Kocam İstanbul dışında. Birkaç saat kalabilir miyim?” dedi.
İçeri aldım. Havlu verdim. Saçlarını kurularken mutfakta çay koydum. Oturma odasına geçtik. Kanepede yan yana oturduk. Tişörtü hâlâ yapışıktı. Bacaklarını altına toplamıştı. Uyluklarının içi görünüyordu.
Konuşmaya başladık. İş, yağmur, yalnızlık. Bir ara sustuk. Bakışlarımız kilitlendi. Ben uzandım. Dudaklarını öptüm. O geri çekilmedi. Aksine ağzını açtı, dilini uzattı. Öpücük derinleşti. Ellerim tişörtünün altından girdi. Çıplak göğüslerini avuçladım. Meme uçları çoktan sertleşmişti. Parmaklarımla sıktım, ovdum. Ebru inledi, elini pantolonumun üzerinden sertliğime bastırdı.
Tişörtünü başından çıkardım. Göğüsleri dolgun, uçları koyu pembeydi. Eğildim, birini ağzıma aldım. Dilimle çevirdim, emdim, hafif dişledim. O başını geriye attı, “Can… ahh…” dedi. Diğer memesini de ihmal etmedim. Ellerim şortuna indi. İçinden külotsuz çıktı. Kıvırcık, bakımlı bir tüylenme ve altından parlak, ıslak dudaklar.
Parmaklarımı arasına kaydırdım. Sıcak ve çok ıslaktı. Klitorisine dokunduğumda sarsıldı. İki parmağımı yavaşça içine soktum, ileri geri hareket ettirdim. Başparmağımla klitorisini ovdum. Ebru bacaklarını daha fazla açtı, kalçalarını kaldırdı. “Daha derin… lütfen…” diye fısıldadı.
Onu kucağıma aldım, yatak odasına götürdüm. Yatağa yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım. Dilimi yarığına yapıştırdım. Tadını aldım. Dilimle klitorisini yaladım, emdim, parmaklarımı da içeri sokup ritmik hareket ettirdim. Ebru saçlarımı tutuyor, “Dilini… ahh dilini daha hızlı…” diye inliyordu. Bir süre sonra kasılmaya başladı. Bacakları titredi, “Geliyorum Can!” diye bağırdı. Islaklık dilime aktı.
Hâlâ nefes nefese yatmaktayken pantolonumu indirdim. Sertliğim dışarı fırladı. Ebru gözlerini açtı, eliyle tuttu, sıvazladı. Sonra diz çöktü, dilini uzattı, başımı yaladı. Ağzına aldı, derinlere kadar indirdi. Boğazına kadar. Tükürüğü aktı, sesler ıslak ve yüksek çıktı. Saçlarını tuttum, yavaşça ileri geri hareket ettirdim. O da elleriyle taşaklarımı okşuyordu.
Dayanamadım. Onu sırtüstü yatırdım, bacaklarını açtım. Başımı ıslak yarığına sürttüm. Yavaşça girdim. Sıcaklık ve sıkılık başımı döndürdü. Derinlere kadar ittim. Ebru tırnaklarını sırtıma geçirdi. “Yavaş… biraz yavaş… sonra istediğin gibi yap,” dedi. Ritmi yavaş tuttum. Her girişte memeleri zıplıyordu. Parmaklarımla klitorisini de ovalıyordum.
Bir süre sonra tempo arttı. Daha sert, daha derin. Yatak gıcırdıyordu. Ebru’nun iniltileri yükseldi. “Sik beni… daha sert… ahh Can…” diye bağırıyordu. Onu çevirdim, diz çöktürdüm. Arkadan girdim. Kalçalarını tuttum, tempo tuttum. Şap şap sesleri odayı doldurdu. Bir eliyle saçlarını tuttum, diğer eliyle kalçasına şaplak indirdim. Ebru yüzünü yastığa gömmüş, “Daha fazla… lütfen daha fazla…” diye inliyordu.
Onu tekrar sırtüstü çevirdim. Bacaklarını omuzlarıma aldım, neredeyse katladım. Bu pozisyonda daha da derine girebiliyordum. Her hamlede nefesleri kesiliyordu. Parmaklarımla klitorisini hızlı hızlı ovdum. Birden kasılmaya başladı. İç duvarları ritmik olarak sıkıştı. “Geliyorum… ahhh geliyorum!” diye çığlık attı. Islaklık aktı, çarşafa yayıldı. Ben de dayanamadım. Son birkaç hızlı hamleden sonra boşaldım. Sıcak sıvım içine aktı.
Bir süre sarmaş dolaş yattık. Nefeslerimiz yavaş yavaş düzeldi. Ebru parmağıyla göğsümde daireler çiziyordu. “Bir daha… istiyorum,” dedi. Gülümsedim. Ellerim yine vücudunda gezindi. Bu sefer daha yavaş başladık. Onu yağladım, her yerini ovdum. Göğüslerini, karnını, uyluklarını, kalçalarını. Sonra dilimle tekrar arasına indim. Daha uzun, daha iştahlı yaladım. Ebru ikinci orgazmını dilimde yaşadı.
Sonra o üstüme bindi. Yavaş yavaş indi, kalçalarını çevirerek zıplamaya başladı. Göğüslerini tuttum, kaldırıp indirdim. Tempo arttı. Ebru başını geriye atmış, inliyordu. “Böyle… ahh böyle devam et…” dedi. Kalçalarını savuruyor, bazen öne eğilip göğüslerini yüzüme doğru uzatıyordu. Emdim, dişledim. İkinci boşalmam da uzun sürdü. Ebru’nun içindeyken geldim. O da aynı anda kasılarak orgazm oldu.
Sabaha karşı duşa girdik. Sıcak suyun altında birbirimizi ovduk. Ebru diz çöktü, suyun altında yine ağzına aldı. Ben de onu kaldırdım, duvarına yasladım, bacaklarını belime doladım ve ayakta siktim. Su akarken, buhar içinde, ıslak tenler birbirine çarpıyordu. Üçüncü orgazmımız orada geldi.
Şafak sökerken yatağa döndük. Ebru başını göğsüme yaslamıştı. “Kocam üç gün sonra geliyor,” dedi. “O zamana kadar… her gece gelebilir miyim?”
Gülümsedim. “Kapım hiç kilitli değil.”
O günden sonra Ebru’nun ayak seslerini her gece dinler oldum. Bazen yağmur yağarken, bazen rüzgâr eserken kapım çalıyordu. Her seferinde daha aç, daha ıslak, daha doyumsuz geliyordu. Bazen sadece oral istiyordu. Bazen saatlerce sevişiyorduk. Bazen onu bağladığım, gözlerini kapattığım geceler oluyordu. Bazen de o kontrolü ele alıyor, beni yatağa yatırıp istediği gibi kullanıyordu.
Bir gece Maltepe tarafında, Cevizli’de denize bakan bir otel odasında buluştuk. Perdeler açıktı. Şehir ışıkları içeri vuruyordu. Ebru camın önünde durdu, bacaklarını açtı. Arkadan yaklaştım, girdim. Her hamlede cam titriyordu. Ebru’nun iniltileri geceye karışıyordu. O gece iki kez boşaldık. Sabahleyin kahvaltıda birbirimize bakıp gülüyorduk.
Başka bir gece Bağlarbaşı’nda, lüks bir rezidansta kaldık. Jakuzide başladık. Ebru kucağıma oturdu, yavaş yavaş indi. Su çalkalanıyordu. Sonra yatak odasına geçtik. Orada onu dört ayak pozisyonuna getirdim, yastıkları altına koydum ve saatlerce siktim. Ebru’nun sesi boğuk çıkıyordu. “Can… içimde kal… boşalma… biraz daha…” diye yalvarıyordu. Ben de dayandım. Ta ki o üçüncü kez gelene kadar. Sonra ben de boşaldım.
Günler haftalara, haftalar aya dönüştü. Ebru’nun kocası geldiğinde bir süre ara verdik. Ama o yokken yine kapım çalıyordu. Her seferinde aynı ateş, aynı ıslaklık, aynı doyumsuzluk.
Bir gece yine yağmur yağıyordu. Kapı çaldı. Ebru içeri girdi. Bu sefer hiçbir şey konuşmadan soyundu. Yatağa uzandı, bacaklarını açtı. “Bugün sadece seni istiyorum,” dedi. Ben de soyundum. Üzerine çıktım. Yavaş yavaş girdim. Bu sefer acele etmedik. Her hareketi hissettik. Göz göze seviştik. Ebru’nun tırnakları sırtımda iz bıraktı. Benim dişlerim boynunda. Orgazm geldiğinde ikimiz de sesimizi tutamadık.
Sabahleyin Ebru giyinirken bana baktı. “Bu iş böyle devam edemez,” dedi. “Ama… bırakmak da istemiyorum.”
Ben de istemiyordum. Hâlâ istemiyorum.
Şimdi her yağmurlu gecede kulaklarım kapıda. Ayak seslerini duyduğumda kalbim hızlanıyor. Kapı açıldığında Ebru’nun ıslak saçlarını, yapışmış tişörtünü, o bakışlarını görüyorum. Ve her seferinde aynı şeyi biliyorum:
Bu gece yine uzun sürecek.
Bu gece yine ter içinde uyanacağız.
Bu gece yine birbirimizi yiyeceğiz.
Ve yarın yine aynı kapı çalacak.
Seks Hikayesi, Sex Hikayeleri, Porno Hikaye Yaşanmış seks hikayeleri ve Birbirinden güzel sikiş anılarını pornosexhikayeleri.com ile okuyun! Bol 31'li günler dileriz.