O akşam eve geç dönmüştüm. Apartman neredeyse tamamen sessizdi. Asansörden çıkıp koridora adım attığımda fark ettim… karşı dairenin kapısı aralıktı.
Normalde hep kapalı olurdu. Hatta içeriden gelen en küçük sesi bile duymazdım. Ama o gece kapı hafifçe açıktı ve içeriden loş bir ışık süzülüyordu.
İlk başta umursamadım. Anahtarımı çıkarıp kendi kapıma yöneldim. Ama tam kilidi açacakken içeriden bir ses geldi.
Birinin yürüdüğünü duydum.
Refleks olarak başımı çevirdim. Kapı hâlâ aralıktı. Ve sanki biri içeriden kapıya doğru yaklaşıyordu.
Bir an tereddüt ettim. Sonra istemsizce bir adım attım.
“Merhaba?” dedim hafifçe.
Kapı biraz daha açıldı.
Ve onu gördüm.
Karşımda, daha önce sadece merdivenlerde birkaç kez karşılaştığım komşum duruyordu. Saçları dağınıktı, üzerinde ince bir tişört vardı. Sanki aceleyle giyinmiş gibiydi.
“Rahatsız ettim galiba,” dedim.
Gülümsedi.
“Yok… aslında iyi oldu,” dedi.
Ses tonu beklediğimden daha yumuşaktı. Ama bakışları… fazlasıyla dikkat çekiciydi.
“Kapı açık kalmış,” dedim.
“Bilerek kapatmadım,” diye cevap verdi.
Bu cümle, bir anda havayı değiştirdi.
Ne demek istediğini tam anlamasam da, içimde tuhaf bir merak oluştu. Birkaç saniye sessiz kaldık. Gözlerimiz birbirine takılı kaldı.
“İçeri gelsene,” dedi bir anda.
Bu kadar direkt bir davet beklemiyordum. Ama reddetmek de istemedim. Sanki o an kaçarsa, bir daha asla yakalayamayacağım bir fırsat vardı.
İçeri girdim.
Ev hafif karanlıktı. Sadece salondaki lambanın loş ışığı yanıyordu. Ortamda hafif bir parfüm kokusu vardı. Ne ağır ne de rahatsız edici… ama fark edilir.
Kapıyı kapattığında aramızdaki mesafe kısaldı.
“İlk defa konuşuyoruz,” dedim.
“Evet,” dedi. “Ama sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi.”
Bu cümleyle birlikte gülümsedi. Gülümsemesi rahatlatıcıydı ama aynı zamanda insanı içine çeken bir tarafı vardı.
Bir süre karşılıklı durduk. Ne konuşacağımızı bilmiyorduk belki ama o sessizlik bile boş değildi.
“Sen hep böyle misin?” diye sordum.
“Nasıl?” dedi, biraz daha yaklaşarak.
“Kapıyı açık bırakıp insanları içeri davet eden…”
Hafifçe güldü.
“Hayır,” dedi. “Sadece seni.”
Bu cümleyle birlikte aramızdaki mesafe neredeyse tamamen yok oldu.
Elimi istemsizce kaldırdım. Saçının bir tutamını kulağının arkasına doğru ittirdim. Geri çekilmedi.
Tam tersine…
Bir adım daha yaklaştı.
Gözlerim dudaklarına kaydı. O da fark etti. Nefesi biraz hızlanmıştı.
“Sanırım…” dedi, fısıltıya yakın bir sesle, “bu anı çok beklemişim.”
Cümlesi bitmeden dudaklarımız birbirine değdi.
Bu öpüşme aceleci değildi. Yavaş ve kontrollüydü. Sanki ikimiz de o anın tadını çıkarmak istiyorduk. Ellerim omuzlarına kayarken, onun parmakları kolumda gezindi.
Geri çekildiğimizde gözlerimin içine baktı.
“Kapıyı neden açık bıraktığımı şimdi anladın mı?” dedi.
Cevap vermedim.
Çünkü cevabı zaten biliyordum.
O gece, sadece bir kapı açık değildi.
Seks Hikayesi, Sex Hikayeleri, Porno Hikaye Yaşanmış seks hikayeleri ve Birbirinden güzel sikiş anılarını pornosexhikayeleri.com ile okuyun! Bol 31'li günler dileriz.